Çocuk

Evlerimizin neşesi olan çocuklarımız, bazen en erken yaşlardan itibaren bazen de yaşları ilerledikçe içinden çıkamadıkları sorunlar yaşarlar.  Çocuklarımızın problemleri sadece evde ortaya çıkabildiği gibi sadece okulda veya arkadaş çevresinde de görülebilir. Bu tür sorunlarla  başaçıkmak için kendi çözüm yollarınızı tükettiyseniz ve  zaman geçtikçe iyileşme değil kötüleşme yolunda giden bir durum söz konusuysa ebeveynler olarak yapabileceğiniz en doğru tercih sorunları ihmal etmeden doğru uzman eşliğinde çözüme kavuşturmaktır. Çocukluk döneminde görmezden gelinen duygu ve davranış problemlerinin kişilik yapısını belirleyecek kadar güçlü etkiler yaptığının altını çizerek bu alandaki danışmanlık çalışmalarının gelecekte daha zor ve uzun sürecek psikolojik tedavilerin önüne geçtiğini önemle vurgulamak istiyoruz.

Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) üçüncü dalga davranışçı terapiler içinde yer almaktadır. Deneyimsel kaçınma ve bilişsel birleşme ile pekiştirilen psikolojik katılık nedeniyle kişiler acı çekmekte ve psikolojik sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Bu noktada ACT, psikolojik katılığa karşı psikolojik esnekliğin artırılmasına odaklanır. Psikolojik esneklik, hayatın kaçınılmaz parçası olan olumlu ve olumsuz tüm deneyimlere yer açabilmeyi, “şimdi ve burada” ile temasın artırılmasını ve kişilerin değerleri doğrultusunda anlamlı bir hayat yaşayabilmesini kapsar. ACT psikolojik esnekliğin altında yatan altı bileşeni temel almaktadır: kabul, şimdiki anda olabilme, bilişsel ayrışma, bağlamsal benlik, değerler ve değerler doğrultusunda atılan kararlı adımlar. ACT, bu bileşenleri güçlendirerek kişilerin bilinçli farkındalığını ve duyguları kabul becerisini artırmak, işlevsel olmayan davranışları sonlandırmak, kişinin değerlerini fark etmesini ve değerleri doğrultusunda yeni bir davranış repertuarı oluşturarak değerleri doğrultusunda bir yaşam sürebilmesini desteklemeyi amaçlar. Acıyı bastırmak, ondan kaçmaya çalışmak ya da onla mücadeleye girmek yerine içsel deneyimleri fark ederek onların varlıklarına yer açabilmeyi ve bu acıya rağmen hayata dahil olma becerisini artırmayı hedefler.

Çocuk Merkezli Oyun Terapisi 2-10 yaş aralığındaki çocuklara uygulanan ve çocukların oyun ve oyuncaklar aracılığıyla terapiste kendilerini tam olarak ifade edebilmeleri için kullanılan yöntemdir. Özel seçilmiş oyuncaklar ile oluşturulmuş özel bir ortamda ya da oyun odasında sadece oyun terapisi eğitimi almış uzmanlar tarafından uygulanır. Bu yöntemde terapist çocuğun oyununun içeriğini yönlendirmeden çocukların kendi problem çözme ve iyileşme potansiyeline güvenilir. Çocuk merkezli oyun terapisi çocukların duygularını daha iyi anlaması, ifade etmesi ve baş etmesine; problem çözme becerilerinin güçlenmesine, davranış problemlerinin azalmasına ve özgüven ile öz kontrollerinin artmasına katkı sağlar.

Çocuk merkezli oyun terapisinin kaygı bozukluğu, korku, stres, depresif belirtiler, arkadaş edinme zorlukları, akran zorbalığına maruz kalma ve zorbalık uygulama, ölüm ve ayrılık gibi kayıp ve yas deneyimleri, uyku problemleri ve karşıt gelme sorunları üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteren birçok bilimsel çalışma bulunmaktadır.

Çocuk Merkezli Oyun Terapisi 2-10 yaş aralığındaki çocuklara uygulanan ve çocukların oyun ve oyuncaklar aracılığıyla terapiste kendilerini tam olarak ifade edebilmeleri için kullanılan yöntemdir. Özel seçilmiş oyuncaklar ile oluşturulmuş özel bir ortamda ya da oyun odasında sadece oyun terapisi eğitimi almış uzmanlar tarafından uygulanır. Bu yöntemde terapist çocuğun oyununun içeriğini yönlendirmeden çocukların kendi problem çözme ve iyileşme potansiyeline güvenilir. Çocuk merkezli oyun terapisi çocukların duygularını daha iyi anlaması, ifade etmesi ve baş etmesine; problem çözme becerilerinin güçlenmesine, davranış problemlerinin azalmasına ve özgüven ile öz kontrollerinin artmasına katkı sağlar.

Çocuk merkezli oyun terapisinin kaygı bozukluğu, korku, stres, depresif belirtiler, arkadaş edinme zorlukları, akran zorbalığına maruz kalma ve zorbalık uygulama, ölüm ve ayrılık gibi kayıp ve yas deneyimleri, uyku problemleri ve karşıt gelme sorunları üzerinde olumlu etkileri olduğunu gösteren birçok bilimsel çalışma bulunmaktadır.

Deneyimsel Oyun Terapisi, Dr. Byron Norton ve Carol Norton tarafından geliştirilmiştir. DOT sadece çocuğun kendi yarasını bildiğine güvenir ve buradan yola çıkar. Bu bağlamda iyileşmeye giden yolda çocuğun kendi ihtiyaçlarını en iyi kendisinin bildiğine güvenir ve bunu da oyun yoluyla ortaya koyduğunu öngörür. Çocuğu merkeze alan ve süreçte ilişkiye odaklanan bu yönlendirmesiz terapi modeli, çocuğu duygusal ve davranışsal olarak olduğu haliyle kabul eder. Oyuncaklar yoluyla kendisini ifade etmesine saygı duyar, cesaretlendirir ve oyun deneyimini destekler. Bu sayede çocuk anlatımlarını derinleştirerek problemlerini ele alabilir. Böylece korkularına, endişelerine, hayal kırıklıklarına kendi hızında yaklaşabilir.

Doğum travmalarından bağlanma sorunlarına uyku/yemek/tuvalet problemlerinden kaygı bozuklukları ve fobilere kadar çok geniş bir yelpazede güvenle uygulanan etkinliği kanıtlanmış bir modeldir. Travma konusunda dünyada pek çok ülkede ilk sırada kullanılan yöntemdir. DOT, 2 yaşından itibaren uygulanabilir. Terapist süreç boyunca aile ile iletişim halindedir, onları ve ihtiyaçlarını da gözeten bir yerde çalışmalarını yönetir.

Dışavurumcu terapiler yaratıcılık ile psikoterapiyi buluşturan ve bunu kişinin kendisini keşfetmesinin ve anlamasının bir aracı olarak kullanan terapilerdir. Özellikle çocukluk ve ergenlik dönemlerinde kelime üretimi ve kendini ifade etmede yaşanan zorluklar nedeniyle dışavurumcu terapiler uyumlu iletişimin desteklenmesi, duygusal dengenin sağlanması sağlam yargıların ve empatinin güçlenmesi için kullanılır.

• Kum Tepsisi Terapisi: Kuru ve ıslak kum tepsileri üzerinde gerçek dünyanın yansıması olan çok sayıda minyatürlerden yararlanılarak kişinin kendine özgü psişe-içi gerçekliği ile dış dünyanın gerçekliği arasında, biliç ve bilinçdışı arasında kurulan bir köprüdür.BU “özgür ve korunaklı alan” sembol dilinin bilinçdışı ile ilişkisini kullanarak içsel iyileşmeyi destekler.

• Sanat Terapisi: Sanatın ifade etme, bastırılan hisleri keşfetme ve iç çatışmaları çözme aracı olarak kullanıldığı dışavurumcu yöntemlerden biridir. Acı veren duyguların sembolik şekilde dışavurumu ve çözülmesi ile başa çıkmanın yeni yolları keşfedilir. Ayrıca, bastırılan hislere ulaşmak onlara hâkim olmak ve somut bir şekilde dönüştürmek güvenli bir dışavurum imkânı sağlayarak dürtüleri üzerinde içsel bir güç ve kontrol duygusu kazandırır. Bu açıdan sanat terapisi travmatik deneyimleri serbest bırakmanın ve içsel yıkıcı imgeleri onarmanın ve hayal gücünü ve cesareti desteklemenin bir yolu olarak kullanılır.

• Kukla Terapisi: Bu konuda eğitim almış bir uzman tarafından çeşitli insan ve hayvan kuklaları kullanılarak aile dinamikleri gözlemlenir. Sembolik fırsat sunan kuklalarla oluşturulan diyaloglar ve sözsüz iletişim araçları ile aile ilişkilerindeki sınırlar ve uyum gözlemlenir. Kuklaların hayal ürünü yönü vurgulanarak tehdit edici hissedilmeden oynanan kuklalar aracılığı ile sözlü görüşmelere kıyasla çok daha etkin şekilde aile işleyişlerinin onarılmasına destek olur.

• Öyküsel Terapi: İyileşme sürecinde öyküler ve metaforlar kullanılarak kişilerin ve çocukların yüzeyin altında yatan endişelerine karşı gelme olmadan değinilen bir yöntemdir. Hikayeler içsel dürtülerin, sorunların ve çatışmaların güvende ve anonim şekilde ortaya dökülmesini sağlar. Öykülerde kullanılan ve kişinin psikodinamik niteliklerine dayanan özel terapötik metaforlar sabit inançlara ve değerlere temas ederek bir durumu algılamanın yeni yollarını gösterir ve seçimler sunar.

Filial terapi danışan merkezli oyun terapisi konusunda eğitim almış profesyoneller tarafından kullanılan, ve ebeveynlere çocukları için terapötik ajan olmaları için eğitim veren eşsiz bir yaklaşımdır. Bunun için terapist ebeveynlere, seçilmiş oyuncakların kullanıldığı yapılandırılmış oyun üzerinden, yansıtıcı dinleme, çocuğun hislerini tanıma ve cevap verme, sınır koyma ve seçenek sunma gibi çocuk merkezli oyun terapisinin temel becerilerini öğretir. Filial terapi, ebeveynler ve çocuklar arasındaki iletişim boşluğuna köprü kurabilmek ve ebeveynleri terapötik ajan olarak kullanarak duygusal rahatsızlığı olan çocukları iyileştirmek için kullanılan alternatif bir tedavi yöntemidir.

Filial terapinin amacı; ebeveynlerin çocuklarının hislerine karşı duyarlılığını geliştirmek, çocuklarını anlamalarını ve kabul becerilerini iyileştirmek, çocuklarla etkili bir etkileşimin yollarını öğretmek ve onlarla bağ kurmalarına yardımcı olarak ebeveyn çocuk ilişkisini güçlendirmektir.

Filial terapi çocukların duygularını anlama ve ifade etme becerisini destekler, ihtiyaçlarını iletmelerine yardımcı olur ve özgüven ve özsaygı gelişimini güçlendirir. Ayrıca, çocukların ebeveyne karşı güveninin ve güvenlik hissinin gelişimi destekler. Ebeveynler ise ebeveyn olarak özgüven geliştirirler ve çocuklarının kaygılarını ve hislerini anlarlar. Bu noktada, ebeveynlerin anlamlı dinleme, cesarentlendirme, sınır koyma ve seçenek sunma gibi iletişim becerileri geliştirilir.

Gelişimsel Oyun Terapisi, 1970 yılında Viola Brody tarafından oluşturulmuştur. Bir diğer adı Gelişimsel Temas Terapisi olup Türkiye’de yaygınlıkla Dokunma Terapisi olarak bilinmektedir. Austin des Lauriers, Martin Buber ve Janet Adler bu terapinin gelişimine fikirleriyle öncülük eden isimlerdir. Austin des Lauriers, çocuğun kendi bedenini bir başkasının ona temas etmesi yoluyla fark etmesini “bedensel benlik” olarak isimlendirmiş ve bunun “psikolojik benlik” gelişiminin başlangıcı olduğuna inanmıştır (Lauriers, 1962 akt. Brody, 2006). Benzer şekilde Martin Buber “benlik hissi, başkalarıyla karşılaştıkça gelişir” ve “ ‘Ben’ asla kişinin tek başına yaptıklarının ürünü değildir” ifadeleriyle benliğin doğması ve gelişmesi için ‘Ben-Sen’ karşılaşmasının mutlaka gerekli olduğunu vurgulamıştır (Buber, 1958 akt. Brody, 2006). Fizyoterapist Janet Adler ise bireyin bir şeyi görebilmesi için önce görülen olmayı öğrenmesi gerektiğini savunmuştur (Adler, 1981 akt. Brody, 2006).

Gelişimsel Oyun Terapisi; dokunma/temas yoluyla kurulan ilişki ile, çocuğun bir “ben” olarak kendisini tanıyarak sağlıklı bir benlik edinmesini destekleyen terapi yaklaşımıdır. Gelişimsel Oyun Terapisinde “doğru dokunuş” ile bir çocuğun temas edilmiş hissetmesini ve kendi bedensel uyarılarını fark etmesi sağlanır. Bir bebeğin doğduğu ilk andan itibaren görülme ihtiyacı vardır ve bunu ilk kez ebeveynlerinin dokunmasıyla deneyimleyebilir. Bu ilk temasın nitelikli ve sürekli olması, çocuğun ebeveyni ile güvenli bağlanma kurmasına olanak sağlar. Çocuğun bedeni hayatı boyunca bu temas ve güvenli bağlanma yoluyla oluşan iyi anıları taşır ve yetişkinlik döneminde diğer insanlarla olan iletişiminin kalitesini de şekillendirir. Bazı çocukların erken dönemde dokunulma ihtiyaçları; travmatik deneyimler, sosyo-ekonomik koşullar, ebeveynlerin ruh sağlığı durumları ya da ebeveynlik becerilerinin yetersizliği, kültürel tutumlar gibi nedenlerden dolayı karşılanamayabilir. Fakat beden tam olarak neye ihtiyaç duyduğunu bilir, mahrumiyet duyduklarını unutmaz ve o boşluk sürekli doldurulmayı bekler (Miller, 2015).

Beynin büyük bir kısmı erken yaşta geliştiği için anne babalarımızın bize nasıl baktığının, beynin gelişiminde çok önemli bir etkisi vardır (Perry, 2015). Yaşamlarının ilk üç yılında sabit bir bakımveren ile kalıcı ilişkiler geliştirmesine fırsat verilmeyen çocukların, diğer insanlarla normal ve sevgi dolu ilişkiler kuramadığı ve buna bağlı olarak beyin gelişimlerini tamamlayamadıkları bilinmektedir. Beyin sapı, beynin ilk gelişen bölümüdür ve vücut sıcaklığı, kalp atışı, kişinin yürüyüş ritmi gibi en basit kalıpsal özellikleri ve vücudun stres tepki sistemlerini düzenleme görevi görür. Beynin bu bölümü dokunmaya ve ritme tepki vermekte olup bu bölümü harekete geçirmek için fiziksel şefkat gerekmektedir (Perry, 2015). Bu nedenle dokunma duyusu doğumdan itibaren en gelişmiş olan duyudur. Kucaklama, okşama gibi ten tene temasın beyinde duygusal ve hormonal tepkilere yol açtığı ortaya konulmuştur (Olausson ve ark., 2002). Bir kalıba bağlı ritimler ve tekrar eden işitsel, titreşimli ve dokunsal sinyaller ile beynin stres tepki sistemleri düzenlenerek çocuğun strese bağlı sorunlarının azaltılması mümkündür. Gelişimsel Oyun Terapisi ile terk, yetersiz ebeveynlik, ailenin sosyo-ekonomik yetersizliği, ebeveynlerin sağlık sorunları gibi çeşitli nedenler ile devlet koruması altına alınmış olan çocukların güvenli bağlanma kurmaları, benlik gelişimlerinin desteklenmesi ve strese bağlı ruhsal ya da davranışsal sorunlarının azaltılması hedeflenmektedir.

Gelişimsel Oyun Terapisinin Fayda Sağladığı Çocuklar

• Normal Çocuklar

• Otizmli Çocuklar

• Bağlanma Temelli Problemleri Olan Çocuklar

• Fiziksel ve Cinsel Tacize Uğramış Çocuklar

• Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Olan Çocuklar

• Yıkıcı Davranış Bozukluğu Olan Çocuklar

• Gelişimsel Kimlik Bozukluğu Olan Çocuklar

Bilişsel Davranışçcı Terapi

EMDR Terapisi